Hacı Bektaş-ı Veli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hacı Bektaş-ı Veli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

Taptuk Emre Türbesi / MANİSA / KULA – Emre Mahallesi

Türbenin Yeri: Taptuk Emre Türbesi, Manisa İli, Kula İlçesi, Emre Mahallesi yakınındadır.
 
Tapduk Emre Türbesi

Taptuk Emre Kimdir: Yunus Emre’nin Hocası olan Tabduk Emre’nin Türbelerinden biri de Kula’nın Emre Köyü’ndedir. Türk mutasavvıflarının büyüklerinden olan, Tabduk Emre, Hacı Bektaş-ı Veli’nin halifelerinden birisidir. Tabduk Emre miladi 1200′lü yıllarda Manisa ili Kula ilçesi Emre Köyü’nde yaşamıştır ve Hoca Ahmet Yesevi’nin yolundadır.
      
Tapduk Emre Türbesi (Eski)
Türbenin Durumu: Tabduk Emre Türbesi olarak anılan yapı tarz olarak Manisa’daki Saruhan Bey Türbesi ile büyük benzerlik taşımaktadır. Türbe içinde ortadaki Tabduk Emre’ye diğerleri ise aile fertlerine ait olduğu söylenen on mezar bulunmaktadır. Türbe kapısının hemen önünde, taşında balta tasviri bulunan mezarın ise Yunus Emre‘ye ait olduğuna inanılmakta ve her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Türbe yapımında çevreden toplanan birçok antik malzeme devşirme taş olarak türbede kullanılmıştır.
Yunus Emre Baş Taşı
Ziyaret Nedeni: Tapduk Emre Türbesi ve Yunus Emre mezarı neredeyse yılın her günü ziyaret edilmektedir. Burada bulunan türbedarlar tarafından gerekli bilgiler verilmektedir. Türbe her türlü dilek için ziyaret edilmektedir. Ziyaret esnasında türbe içinde namaz kılınıp, kurban adakları kesilmektedir.
Her yıl düzenli olarak Yunus Emre’yi Anma Şenlikleri düzenlenmektedir. 

Tapduk Emre Sandukası
Menkıbeler: 1-) Birgün Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu’daki tüm erenleri yanına çağırır. Tabduk Emre ben nasibimi aldım deyip davete uymaz. Fakat Hacı Bektaş’ın ısrarı üzerine dergâhına varır. Kendisine gelmeyişinin sebebi sorulur; şöyle cevap verir. “Erenler meclisinde bir gün perde aralığından el uzandı bize nasibimizi verdi.” dedi. Hacı Bektaş; “O eli görsen tanır mısın?” der. Tabduk Emre ; “Elbette tanırım. Ayasında yeşil bir ben vardı, o eli bir ordu içinde görsem tanırım.” der. O zaman Hacı Bektaş sağ elini Emre’ye uzatır. Emre o yeşil beni burada görünce, heyecanlanır ve “Tabduk Sultanım, Tabduk Sultanım” diye bağırır. Aradığı kişinin karşısında olduğunu anlar ve o günden sonra Emrem Şeyh’in adı “Tabduk Emre” olur. Tabduk aradığımı buldum demektedir.
 
Tapduk Emre'nin Aile Mezarları

Tapduk Emre'nin Aile Mezarları

2-) Tabduk Emre, Saruhan Beyi’nin kızı Fatma Sultan’ı istemek için, annesini Emre Köyü’nden, Saruhan Beyi’nin konağına yollar. Tabduk Emre’nin annesi, Saruhan Beyi’nden kızı Fatma Sultan’ı oğlu Tabduk Emre’ye ister. Saruhan Beyi Tabduk Emre’nin annesine oğlu kırk yük altın getirirse ancak o zaman kızını vereceğini söyler. Annesi boynu bükük olarak Emre Köyü’ne dönüp, durumu Tabduk Emre’ye anlatır. Tabduk Emre annesini tekrar Saruhan Beyinde göndererek beyin şartlarını kabul ettiğini bildirir. Tabduk Emre Saruhan Beyi’nin Emre Köyüne gönderdiği kırk deveye, çuvallar içinde kum ve çakıl doldurarak Saruhan Beyine geri gönderir. Çuvallar Sultanın hazinesine boşaltılırken içindeki kum ve çakıllar altın olur. Bunun üzerine hayretler içinde kalan Saruhan Beyi de sözünde durarak kızı Fatma Sultanı Tabduk Emre’ye verir.
Türbe Girişindeki Levha
3-) Emre Köyünün içinde tarihi Goca/Koca Çeşme bulunmaktadır. Yağmur yağmadığı zamanlar, Tapduk Emre'nin mezarı başındaki taşın, Yada Taşı olarak bu çeşmeye getirilip konulması çok eski bir gelenek olup halen yaşatılmaktadır. Böylece Yağmur Duasının farklı bir versiyonu bu uygulamada görülmektedir.

Kaynak: Abdulhalim Durma – Evliyalar Şehri Manisa – Yenigün Matbaası -2013 / Nihat Aytürk-Bayram Altan –Türkiye’de Dini Ziyaret Yerleri –Altanoğlu Matbaası- 1992.

Taylan Köken


31 Ocak 2015 Cumartesi

Taptuk Emre Türbesi / ANKARA / NALLIHAN / Emremsultan Köyü

Türbenin Yeri:  Taptuk Emre Türbesi, Ankara İli Nallıhan İlçesi, Emremsultan Köyü girişinde bulunan mezarlığın içindedir.
Taptuk Emre Türbesi
Taptuk Emre Türbesi
Taptuk Emre Türbesi
Taptuk Emre Türbesi
Taptuk Emre Kimdir: Tapduk Emre, Taptuk Emre, Yunus Emre’nin hocasıdır. Köyle ilgili Osmanlı kayıtlarında Taptuk Emre, Emrem Sultan olarak kızı da Bacım Sultan olarak anılmaktadır.
Tabduk’un kapısında / Kul olduk kapusunda, / Yunus miskin çiğ idik / Piştik elhamdülillah! Dizleri ile Taptuk Emre’nin öğrencisi olduğunu söylemektedir Yunus Emre. Yunus Emre Tapduk Baba’nın dervişidir. Taptuk, Barak Baba’nın, o da Sarı Saltuk’un halifesidir. Horasan erenlerinden olan Taptuk Emre Cengiz Han’ın baskıları sebebiyle Anadolu’ya göç etmiştir. Doğum tarihi olarak 1210-1215 yılları düşünülmektedir. Adı Hacı Bektaş-ı Veli ‘Vilayetname’sinde geçtiğinden dolayı onunla çağdaş sayılmaktadır. 
Türbenin 100mt kadar altında yer alan başka bir türbenin Tapduk Emre’nin müritlerine ait olduğu, etraftaki kalıntıların da zaviye kalıntısı olduğu düşünülmektedir. Bu türbeye Hatipler Türbesi de denilmektedir.   
Taptuk Emre Türbesi Sandukalar
Sandukaların Son Hali
Hatipler Türbesi Sandukalar
Türbenin Durumu: Türbe meyilli bir arazi üzerinde kare planlı ve kubbeli olarak inşa edilmiştir. Sarıyar Barajı inşaatında 1954-58 yıllarında türbe Etibank tarafından onarılmıştır. Türbe 1991 yılında Vakıflar tarafından tekrar restore edilmiş ve günümüzdeki halini almıştır. Yapının 14. yüzyılda, türbe önündeki ilavelerin de 17. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.
Türbe içinde altı sanduka bulunmaktadır. Büyük olan sanduka Taptuk Emre’ye, diğer beş tanesi annesi ve çocuklarına aittir.

Ziyaret Nedeni: Taptuk Emre Türbesi özellikle akıl hastalığından muzdarip olanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Yine çocuğu olmayan kadınlar ziyaret eder, mum adağında, kurban adağında bulunulmaktadır. Türbenin 500m aşağısında Öksürük Taşı, Deliktaş olarak anılan taşa öksürük ve boğmacadan muzdarip olan çocuklar getirilerek şifa aranmaktadır.

Menkıbeler: 1-) Taptuk Emre ile ilgili anlatılan birçok menkıbe vardır. Biz burada medfun bulunan kızıyla ilgili çıkarılan dedikoduya verdiği dersi aktarmak isteriz. Yunus Emre ve kızı Bacım Sultan tekkeye odun taşırlarmış. Hep beraber gezmeleri üzerine dedikodular çıkınca Emrem Sultan bir pamuğun içine yanan közü koymuş, köz yanmış bitmiş ama pamuğa bir şey olmamış. Böylece bu olayı seyredenlere bir ders vermiş olur.    
Kaynakça: www.ankararehberi.com / www.mesutsener.com.tr / www.panoramio.com / Prof.Dr. Hikmet Tanyu –Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri –Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları -1967

Taylan Köken

23 Ocak 2015 Cuma

Seyyid Hüseyin Gazi Türbesi / ANKARA / MAMAK / Hüseyin Gazi Dağı

Türbenin Yeri: Seyyid Hüseyin Gazi Türbesi, Ankara İli Mamak İlçesi, PTT Evleri Mahallesi, Hüseyin Gazi Dağı tepesindedir.
Hüseyin Gazi Külliyesi
Hüseyin Gazi Külliyesi
Seyyid Hüseyin Gazi Kimdir: Hüseyin Gazi Sultan, Hüseyin Gazi Hazretleri adıyla da anılan Emeviler döneminde Anadolu’ya gelip burada şehit düşmüş bir İslam mücahididir. Hüseyin Gazi Seyyid Battal Gazi’nin babası olmasının dışında hakkında fazla bilgi sahibi değiliz.
Battal Gazi Destanı’nda Seyyid Hüseyin Gazi’nin büyük atalarından olan Ali el-Medeni alim ve cengaver bir kişidir. Babası Ali Zeydi’dir. Ali Zeydi’nin lakabı “Rabi”dir. Zeyd, Muhammed el Erdeşir’in oğludur. Muhammed el-Erdeşir ise Yahya el İdris’in oğludur. Yahya el-İdris’in atası ise Zeyd el Enver’dir. İmam Zeynel Abidin’in oğludur. İmam Zeynel Abidin ise İmam Hüseyin’in oğludur. İmam Hüseyin ise Hz. Ali (r.a.)’nin oğludur. Hz. Hüseyin'in annesi Fatimatü'z-Zehra ise Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'nın kızıdır.
Bizans kuvvetleriyle sınır boylarında savaşan dervişlerdendir. Malatya Beyi Emir Ziyad’ın komutanıdır. Emir Ziyad vefat edince yerine oğlu Numan geçer. O da Seraskerlik görevini Hüseyin Gazi’ye verir.
Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin 1200’li yılların başında Anadolu’ya gelirken Hüseyin Gazi soyundan 300 kişi getirdiği söylenmektedir. Seyyid Hüseyin Gazi Tekkesi 13. yüzyıl yapısıdır. 1925 yılına kadar Bektaşi Tekkesi olarak varlığını sürdürür.
Hüseyin Gazi Tekkesi kayıtlara göre 1386 yılında tamir görmüştür, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1527 yılında, II Mahmut döneminde 1826 yılında olmak üzere iki kez kapatılmıştır. Tekke Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında tekrar törenle açılmıştır. 1925-1940 yılları arasında türbe ve tekke tahrip edilmiş, eşyaları talan edilmiştir.        
Hüseyin Gazi Türbesi
Hüseyin Gazi Sandukası
Türbenin Durumu: Türbe yığma taştan inşa edilmiştir. Altıgen planlı bir türbedir ve içinde tek sanduka bulunmaktadır. Günümüzde Türbe, Cemevi ve diğer binalarla birlikte bir külliye şeklindedir. Hüseyin Gazi’nin Anadolu’da birçok yerde türbe ve makamları vardır.    

Ziyaret Nedeni: Türbe değişik dilekler için ziyaret edilmekle birlikte, özellikle hayır duası için ziyaret edilmektedir. Kadın ve çocuk giysileri sanduka üzerine bırakılarak şifa aranmaktadır. Türbe etrafındaki ağaçlara çaput bağlanmakta, türbede mum adağı, kurban adağı uygulanmaktadır.
Türbenin karşındaki dağda üç kez dolaşılırsa dileklerin yerine geleceğine inanılmaktadır. Türbe etrafındaki toprağın sırta sürülerek ağrıları alacağına inanılmaktadır. Yine türbe yakınında bulunan bir Delik Taş‘ını Hüseyin Gazi’nin savaşlarda gürz olarak kullandığına inanılmaktadır. Bu deliğe kafaları sokunca baş ağrısının kalmayacağına inanılmaktadır. Türbe duvarına taş yapıştırma adeti vardır. Yine türbe yakınında bulunan Kutsal Mağara içinden alınan suyun şifa getireceğine inanılmaktadır. Bu suya Zemzem veya Dualı Su adı verilmektedir.   

Menkıbeler: 1-) Malatya Emiri Numan'ın bir oğlu olur ve adını Ömer koyarlar. Hüseyin Gazi, dağlarda avlanırken, bir geyik görür. Geyiğin sırtında altın simli bir çul vardır. Bu güzel geyiği yakalayıp Emir Numan’ın oğlu Ömer’e hediye etmek ister ve kaçan geyiği kovalamaya başlar. Geyik bir mağaraya girer. Hüseyin Gazi’de onu takip eder ve atından inip mağaraya girer. Mağarada bir iki adım yürüyen Hüseyin Gazi’nin karşısına sarı renkli bir at çıkar. Gökkuşağına benzeyen eğerine bir bohça, bir kılıç ve büyük bir gürz tutturulmuştu. Gördüğü bu sahne karşısında hayran kalan Hüseyin Gazi ata yaklaşır ve geminden tutmak ister. Lakin bir türlü atın yularından tutamaz. O esnada mağaranın içinden bir nida gelir ve at huysuzluğunu bırakır. Bu sesin sahibini bir türlü göremeyen Hüseyin Gazi hayrete düşer ve atın yularını tutar. Eğere asılmış olan kılıcı alır. Kılıcın üzerinde “Bu süngü Keyyus'un süngüsüdür." ibaresi yazılıdır. Bohçayı açar. Bohçanın içinde Hz. Adem’in iki bölük saçı, Hz. Davut ve Hz. İshak’ın zırhları, Hz. Ömer ve Hz. Hamza'nın silahları vardır. Her silahın üzerinde kime ait olduğu yazılıdır. Bu gördüklerine çok sevinen Hüseyin Gazi sarı atı ve atın üzerinde bulunan kutsal emanetlerle birlikte mağaradan çıkar, Malatya’nın yolunu tutar. Yol boyunca mağarada duyduğu nidayı düşündü ve "Cafer kimdir ki böyle silahlar ona verilecek?" Bu düşüncede iken uykusu gelir.
Atından iner ve bir kayaya yaslanır, uyur. Rüyasında bir pir gelerek: - ”Ya Hüseyin! Müjdeler olsun sana ki, o Cafer senin oğlundur. Doğumuna az kaldı. O Rum (Anadolu)'u Müslüman edecek. Öyle işler yapacak ki, hiçbir pehlivan yapmamış olacak.” dedi. Hüseyin Gazi uyanır, abdest alır ve şükür secdesi yapar. Atına binerek Malatya’ya gelir. Aradan yıllar geçer Malatya Emiri Numan ibni Ziyad vefat eder, yerine oğlu Ömer geçer. Hüseyin Gazi'nin yiğit ve pehlivan bir eri vardı. Adı Tevabil’di. Günlerden bir gün divan toplantısında iken Tevabil, Hüseyin Gazi’ye bir oğlu olduğunu müjdeledi. Emir Ömer, Hüseyin Gazi’nin oğlunun adını Cafer koydu. Hüseyin Gazi şükür nişanesi olarak ziyafet verdi.

2-) Cafer büyür ve üç yaşına girer. Onu gören herkes on yaşında sanır. Öyle güzelleşir ki benzeri yoktur. Kim kucağına alsa onu yere koymaz olur. Hüseyin Gazi ise her gün ava çıkar, Bizans Kralı Kayser’de her yıl halifeye haraç verir. Mamuriye (Ankara) tarafına avlanmaya çıkan Hüseyin Gazi’nin önüne bir geyik çıkar. Geyiğin sırtında bir atlas çul ve kıymetli taşlar vardır. Bu geyiği yakalayıp oğlu Cafer’e hediye etmek ister. Birkaç kement atar ama yakalayamaz, geyik kaçar. Geyiğin peşine düşen Hüseyin Gazi farkında olmadan Bizans topraklarına girer. Yüksek bir dağın tepesine çıkar. Dağın eteğinde bir kale, kalenin eteğinde de muazzam bir şehir vardır. Şehrin önünde de 40 bine yakın asker vardır. Bu şehir Mamuriye’dir. Şehrin beyi ise Mihriyayil (Mihrail)’dir. Bizans kralı Kayser'in kayınbiraderidir. Bunlar üç kardeş olup, büyüğü Mihriyayil, ortancası Mihran, küçüğü de Şamasep’dir. Kovaladığı geyik ise Mihriyayil'indir. Geyik her tarafta gezer, ama kimse ona bakmaya bile cesaret edemez.
Hüseyin Gazi’nin yakalamaya çalıştığı geyik yorulmuş bir vaziyette Mihriyayil'in çadırına varır. Geyiğin bu durumunu gören Mihriyayil sinirlenir ve askerlere geyiği kovalayan kişinin yakalanmasını emreder. Askerler sağa sola koşturup, geyiği kovalayan kişiyi aramaya başlarlar. Dağın zirvesinde duran Hüseyin Gazi’yi farkederler. Mihriyayil’in askerleri ile Hüseyin Gazi arasında çetin bir mücadele geçer. Hüseyin Gazi yaralanır, yalnız olmasına rağmen çok düşman askeri öldürür ve şehit olur. Düşman askeri atını yakalamak ister, fakat yakalayamazlar. At kanlı bir vaziyette Malatya’ya varır. Emir Ömer bu duruma çok üzülür. Hüseyin Gazi’yi Bizans’ın Ankara valisi Mihriyayil’in askerlerinin şehit ettiğini Yahya bin Mansur gördüğünü söyler. Bu şehadet olayı Emir Ömer tarafından bir mektupla Bağdat'ta halifeye bildirilir. Halife Tavamık bin Bağdadi, bu olaya çok üzülür ve Emir Ömer’e Bizans üzerine akınların başlatılmasını emreder.

Kaynakça: www.ankararsevdam.net / www.alevikonseyi.com (Gülağ Öz yazısı) / www.wowturkey.com

Taylan Köken

22 Eylül 2014 Pazartesi

Siyami Dede Türbesi / ANKARA / ÇUBUK – Sele Köyü

Türbenin Yeri: Siyami Dede Türbesi, Ankara İli, Çubuk İlçesi, Sele Köyüne yakın bir dere kenarındaki küçük bir tepe üzerindedir.  

Siyami Dede Kimdir: Çubuk bölgesindeki en önemli Alevi Köyü Sele Köyüdür. Kısaca Siyami Dede olarak anılan veli, Sele Köyünü 1210 yılında Balkanlar üzerinden (Sele Köyü Sitesi) ve/veya Horasan’dan (diğer kaynaklar) gelerek bu köyü oğlu Kalender Veli ile birlikte kurmuştur. Siyami Dede Seyit Siyami Fakı veya Siyami Sultan adlarıyla da anılmaktadır.
Siyami Dede İmam Bakır’ın 3. oğlunun neslindendir. Bölgeye İslamiyet’i yaymak için gelmiş ve buraya yerleşmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin “Ahret Sultan’ı” olan Siyami Dede dünyanın malına mülküne değer vermeden gayet mütevazi bir yaşam sürmüştür.   

Türbenin Durumu: Seyit Siyami Dede türbesi etrafı taşlarla çevrili, başında bir ağaç bulunan açık bir mezardır. Birkaç kez türbe yapılmasına rağmen bu türbeleri üzerinde tutmamıştır.

Ziyaret Nedeni: Türbeler değişik dilekler ve ihtiyaçlar için ziyaret edilmekle beraber asıl ziyaret Akıl Hastalıklarından muzdarip olanlar türbeye getirilmektedir. Çocuğu olmayanlar da türbeyi ziyaret ederler. Adakları yerine gelenler kurban keserler.

Kaynakça: www.selkoyu.com / www.tr.wikipedia.org / www.gazi.edu.tr (Çubuk Yöresi Alevi Köyleri -Doç.Dr. İbrahim Arslanoğlu) / www.facebook.com ( Şah Kalender Veli Türbesi Grubu)

Taylan Köken 

29 Nisan 2014 Salı

Hamdi Sultan Dede Türbesi / ANKARA / AKYURT / Cücük Mahallesi

Türbenin Yeri: Hamid Sultan Dede Türbesi Ankara İli Akyurt İlçesi eski Cücük Köyü yeni Cücük Mahallesindedir.
Hamdi Sultan Dede Türbesi
Hamdi Sultan Dede Kimdir: Kesin bilgi olmasa da Hamdi Sultan bugün Çubuk İlçesi Kargın Köyünü kurucusudur. Babası Kalender Veli’dir. Hamdi Sultan babası ile birlikte Cücük Köyüne yerleşmiş ve burada yaşamışlardır. Hamdi Sultan, Hacı Ali Turabi’nin kızıyla evlenmiş ve Cücük’de vefat etmiştir. Sağlığında hayvancılıkla uğraşmıştır.
Hamdi Sultan Dede Sandukası
Türbenin Durumu: Türbe betonarmeden bir ev gibi inşa edilmiştir. Türbede Hamdi Sultan sandukasının yanında aile efradından olduğunu düşündüğümüz dört sanduka daha bulunmaktadır.
Hamdi Sultan Dede Sandukası
Ziyaret Nedeni: Hamdi Sultan Türbesi değişik dilekler için ve Yağmur Duası için ziyaret edilmektedir.

Menkıbeler: 1-) Cücük’de ailesini kuran Hamdi Sultan zamanla sığır ve koyun sürülerinin sahibi olur. Bir gün babası Kalender Veli ile birlikte Hacı Bektaş-ı Veli Hamdi Sultan’ı ziyarete gelir. Hacı Bektaş-ı Veli için hemen 300-400 kadar kuzuyu kurban edince, Hacı Bektaş-ı Veli bunun üzerine “Hamdi amma da kuzu kıranmışsın. Bu kadar kuzu kesmene ne gerek var. Bir kuzuyu bizim yememiz için eşin hazırlasın. Ben dua edeyim, siz amin deyin ve diğer kuzular dirilsin” der. Ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin kerametiyle kuzular canlanır ve yürümeye başlar, fakat o günden sonra Hamdi Sultan’ın lakabı Kuzukıran olarak kalır.   

Kaynakça: www.ufukgazetesi.net (Teberoğlu -1998) / www.ankara.cucuk.koyu.com.tr / www.akyurt.blogspot.com.tr

Taylan Köken

28 Haziran 2013 Cuma

Pir Koca Yatırı / AKSARAY –Ortaköy –Pirli Köyü

Türbenin Yeri: Aksaray İli Ortaköy İlçesi Pirli köyü mezarlığında türbesi vardır.

Pir Koca Kimdir: Hacı Bektaş-ı Veli müritlerinden biri olan Pir Koca dinlenmek için bu köyde mola verir ve köyü beğenerek buraya yerleşir. Pirli Köyü Bektaşi tarikatındandır. Pir Koca’nın Cem Sultan ve II. Beyazıt’ın taht mücadelesinde Cem Sultan tarafında yer aldığı söylenmektedir.

Türbenin Durumu: Türbenin üzeri açıktır.

Ziyaret Nedeni: Halk tarafından değişik dilekler için ziyaret edilmektedir.

Menkıbeler: 1-) Pir Koca’nın mezarında sürekli olarak bir mum yanarmış. Köye gelen bir Rum’un ardından bir daha mum yanmamış.  

Kaynakça: www.wikipedia.org / Yrd.Doç.Dr. Doğan Kaya –Ortaköy ve Çevre Folkloru Araştırması

Taylan Köken